Yasal bir soygunun hikâyesi
4 Kasım 2025, Bakan Mehmet Şimşek kameraların karşısına geçti. Fonlarda manipülasyon vardı. Biliyorlardı. Suç sabitti ama tek bir adım atılmadı; sadece “mevzuat güçlendirilecek” dendi. Sonra ne mi oldu? Göz yumdular.
4 Kasım 2025, Bakan Mehmet Şimşek kameraların karşısına geçti. Fonlarda manipülasyon vardı. Biliyorlardı. Suç sabitti ama tek bir adım atılmadı; sadece “mevzuat güçlendirilecek” dendi. Sonra ne mi oldu? Göz yumdular.
ABD’nin İran’a yönelik bir süredir sürdürdüğü kuşatmanın ve olası bir saldırının sınırları tartışılırken bugün İsrail, İran’a “önleyici saldırı” başlattığını açıkladı. İran’a dönük saldırılardan beklenti içinde olmanın hiç kimseye faydası olmayacağı
IŞİD artığı HTŞ çeteleri; Saray rejimi, ABD ve İsrail’den aldığı güçle Rojava devrimini boğmaya çalışıyor. Bu saldırıya karşı direnişe ve dayanışmaya! Ortadoğu çölünde bir vaha gibi yeşeren Rojava devrimi tüm
Metin Göktepe halka doğru haber ulaştırmak için gerçeğin peşinde koştu. 30 yıl önce katledilen devrimcilerin cenazelerine sahip çıkan halk, Alibeyköy Cemevi’ne ulaşmaya çalışıyordu. Demokratik haklar yok sayıldı. Cenazelerin defin işlemlerinin
Saray rejiminin desteğiyle güç devşiren HTŞ çeteleri, ABD ve İsrail ile istihbarat anlaşması sonrası ilk iş Suriye’yi Alevilerin, Kürtlerin, Arapların ve Dürzilerin cehennemine çevirmektedir. Emperyalist merkezlerin müdahaleleriyle şekillenen bu saldırı
7 Aralık’ta Şirinevler Meydanı’nda “Asgari ücret neden iki katına çıkmalıdır?” sorusunu yüksek sesle haykıran iki yoldaşımız gözaltına alındı. Bir açıdan bu çok şaşırtıcı. Şaşırtıcı çünkü bugün asgari ücretin açlık sınırının
70’lerin başında Hikmet Kıvılcımlı çizgisiyle tanıştığı andan itibaren yaşamının sonuna dek devrimci sosyalist mücadelesini işçi sınıfının içerisinde taşıyor. Onun anısı, önderleşirken alçak gönüllülüğü yitirmemeyi becerebilmektir. Onun anısı, kendini değil, kolektifi
Faşizmin kurumsallaştığı, neoliberal yıkımın milyonların yaşamını kuşattığı bu dönemde, devrimci hareketin yönünü yeniden bulma ve toplumsal mücadeleyle buluşturma ihtiyacı her zamankinden daha yakıcı. Bu nedenle, önderimiz Hikmet Kıvılcımlı’nın 54. ölüm
TELE1’e kayyım atanması, bir yargı kararı değil, açık bir saldırıdır! Bu, gerçekleri karartma, toplumu susturma, özgür basını yok etme operasyonudur! Saray rejimi, kendi yarattığı faşizmin ve yoksulluğun üstünü örtebilmek için
10 yıl önce, bu ülkenin kalbinde, barış isteyen binlerce insanın ortasında cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı yaşandı. Bu katliam, AKP’nin iktidar hırsıyla, IŞİD eliyle, halklara karşı yürütülen kirli savaşın bir